Yeni adresimiz
Ana Sayfa Yazarlar 2.03.2024 170 Görüntüleme
Sevtap Çapan

İstanbul’da doğan SEVTAP ÇAPAN, 1991-1995 yılları arasında Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde dört yıl oyunculuk bölümünde okumuştur. Son sınıftayken İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’na (İBBŞT) girmiş ve profesyonel oyunculuk hayatına başlamıştır. 1996 yılından itibaren sinema ve televizyon dizilerinde aldığı rollerle tanınmıştır. Oyunculuk üzerine çeşitli okullarda eğitim veren Çapan, sanatın mutfak kısmıyla da ilgilenmektedir. Yazarlığını yaptığı beş oyunun ikisi, İBBŞT’ de repertuvara alınmıştır. NTV Stüdyoları’nda Seslendirme Sanatçısı kadrosunda yer almaktadır. 2017 yılı itibariyle Profesyonel Artı Sonsuz Firması’nın kuruluşu olan Tiyatro P.A.S’ın Genel Sanat Yönetmeni’dir. Yazdığı senaryolar ile oyunları da bulunan Çapan 8 Kitap yazmış, aktif sanat hayatına da devam etmektedir.

KENDİ KENDİNE KENDİNLE

reklam

Hayat gailesiyle öyle yorgunuz, öyle korkuyoruz ki…

Kimse göze batmak istemiyor. Kendi yağında kavrulup, susup oturmayı tercih eder olduk. Kendi gölgemizden bile kaçmaya çalışıyoruz.

Hayatını dilediğince şekillendirip de yaşayamayanların arasına, her gün yeni bir kişi ekleniyor. Çabalamanın boşuna olduğuna kendini ikna eden onlarca kişinin mutsuzluğu siniyor, bir başkasının üzerine; yeryüzüne ve gökyüzüne… Dünyanın parlak rengini kaybediyoruz, bir sis bulutunun ardında… Sis sandığımız şey, gözlerimize inen perde oysa.

Güneş yine parlak, yakıcı ve ruhu neşelendirmek için ışıl ışıl gülümsüyorken, gecenin koyu lacivert örtüsünün üzerinde yıldızlar hala düş kurmamız için bizi çağırıyor.

Rüzgâr fısıldıyor kulaklarımıza, evrenin gerçeğini ve kendi gerçeğimizi…

Dinlemiyoruz onu.

Denizler, dolup da taşan yüreğimizin masmavi renkteki umut dolu ezgisini kumsala taşıyor dalga dalga, köpük köpük… Bazen atıveriyor fazlalıklarını kuma, bazen de kıyıdan topladıklarını katıyor suyuna…

Ağaçlar, yeryüzünün en dibine salıyor, kök parmaklarını; hayranlık ve hasretle uzatıyor göğe, yaprak saçlarını…  Üzerine konan kuşlar, evrenin şarkısını şakırken kanat seslerinde saklıyor, kendi nakaratını…

Duymuyoruz, görmüyoruz hiçbirini…

En kötüsü hissetmiyoruz artık. Acıya mı alıştık, acı mı bize alıştı? Yapıştı da kaldı üzerimizde, bir an, o da belki yakacakken canımızı; çeviriyoruz, başka bir tarafa başımızı.

Umursamıyoruz kısacası.

Bu hayat böyle mi geçecek, susarak, göz yumarak? Duyarlılığımızı kaybettiğimiz an, aldığımız nefesin ne önemi kalır ki?

Önce kendi gözlerinin içine bakmalı insan. Ruhunun rengini kendi görebilmeli. Kendinden bihaber olan kişiden ne beklenir ki? O, kendini tanımayan kendi, kendinden ne bekleyebilir ki?

Kendi kendine kendinle kalmalı insan. Sırrı çözmeye yaklaşabilir, işte o zaman.

 

reklam

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Özgün Haber Reklam Alanı
Özgün Haber Reklam Alanı
Tema Tasarım | AnatoliaWeb